Havacıların  pek  çoğunu  ilgilendirecek  bir  kaza… ( An  accident   wortwhile to know…!)

Bu  kaza  Şikago  Havaalanında (Chicago  Airport)  28 Ekim 2016  tarihinde  meydana  gelmişti…

American  Airlines’ın  Boeing 767-300  uçağının sol  motor  türbin  diski, uçağın  kalkış rulesinde  parçalanmış,  güçlükle  durdurulabilen  uçakta yangına  sebep  olmuştu…!

Bu  kaza  meydana  geldiğinde,  AA-383 uçuş  numaralı  uçak 161 yolcu  ve  9  mürettebatla,   Şikago   “O’Hare”  Havaalanından  (Illinois) Miami’ye (Florida)   gitmek  üzere  hareket  etmişti…

Meydana  gelen  bu  kazayı  inceleyen NTSB (National  Transportation Safety  Board) , inceleme  sonuçlarını 30  Ocak 2018  tarihinde,  bir  basın  toplantısında  açıklamış…

“Avherald.com”da 31 Ocak 2018  tarihinde  yayımlanan  bir  habere  göre,  meydana  gelen  bu  kazaya  sol  motor  üzerindeki  ikinci  kademe  Yüksek  Basınç  Türbini   diskinin  parçalanması  sebep  olmuş…!

NTSB’nin  verdiği  bilgilere  göre,  dört  parçaya  bölünen  türbin  diskinin  parçaları   olay  yerinden  bir  kilometre  kadar uzaktan  toplanmış…

Bu  parçalar  üzerinde, NTSB’nin Washington’daki  laboratuvarında  yapılan  detaylı  incelemelerde,  bu  diskin   parçalanmasına   1997’deki   imalat  sürecinde,  parçanın  iç yapısında  ortaya  çıkan  fakat  daha  sonraki  aşamalarda  belirlenemeyen  malzeme-kusurunun  tetiklediği, çatlakların  ( subsurface defect )  yol  açmış  olduğu  belirlenmiş…

Kısaca,  bu  yüzey-altı  çatlakları  o  zaman  uygulanan  kontrol  yöntemlerinin  hassasiyet  limitleri  sebebiyle  belirlenememiş…

Yapılan  kaza incelemesi  kapsamında, kabin  görevlisinin   uçak  içindeki  dahili  telefonun  kullanımı  hususunda   eğitim  eksikliğinin  mevcut  olduğu  da  belirlenmiş…!

Bu  incelemede, ayrıca, yolcuların  uçuş  öncesinde  verilen  uçuş  emniyeti  eğitimini  yeterince  izlemediği, acil  durumda  uçağı  terkederken  şahsi  eşyalarını  da  beraberinde  götürmeye  çalışarak,  hatta, video  çekmeye  çalışarak,  ilave  tehlikelere  yol  açtıkları  da  belirlenmiş…

Bu  kaza  incelemesi, başta  havayolu  uçak  bakımcıları  olmak  üzere uçak  motoru  tasarımcıları  için  de  bir  ders  niteliğinde…!

Cep  telefonları  birer  video  kamera  ve  fotoğraf  makinasına  dönüşünce, bazı  teknolojik  avantaj  sağlamalarının  ve  uçuş  emniyetine  katkıda  bulunmalarının  yanında, amacı  aşar  seviyede  kullanılmaları  bu  kazada  olduğu  gibi, uçuş-yer  emniyeti  risklerine  de  sebep  olmakta…

Burada  dikkate  alınması  gereken  bir  husus, yolcu  eğitiminde  de   eksiklik  ve  yetersizliklerin  mevcut  olduğu  gerçeği…

Şüphesiz,  eğitimle  birlikte  yaptırımları  da  dikkate  almak  gerek…!

 

Yararlanılan Kaynaklar:

http://avherald.com/h?article=49ffa115/0002&opt=2304

https://www.ntsb.gov/news/press-releases/Pages/MR20180130b.aspx

 

Oumuamua  bir   Beyaz  Cüce’den  mi  geldi…? ( Did  Oumuamua come  from  a White Dwarf…?)

Beyaz  Cüce  yörüngesinde  parçalanan  kuyrukluyıldız. (Temsili)

(Kaynak: NASA/JPL-Caltech/syfy.com)

 

Bilmeyenler  olabilir… Oumuamua, 2017 sonlarında  “cö”  deyip  geçen  gök  cismi…! Güneş  sisteminin  dışından  geldiği  hesaplanan, gerçek  (ve  ilk  defa  farkedilen  ) bir  “yabancı” (alien)…

“Kötü Astronom” (Bad  Astronom) Phil  Plait, syfy.com’da   4 Ocak 2017 tarihinde  yayımlanan  yazısında  bu  gök  cisminin  kaynağını  araştırmış…

1I/2017 U1 (‘Oumuamua), saniyede  25  kilometreyi  aşan  yüksek  yörünge  hızı  sebebiyle, Güneş  Sisteminin  dışından  geldiği  hesaplanan  bir  asteroid… Böyle  bir  hıza  sahip  gök  cisimlerinin Güneş  tarafından,  Güneş  Sisteminin  içine  hapsedilmeleri  mümkün  olamıyor… “Bir  arkadaşa  bakıp  çıkacaktım…”  deyip  gidiyorlar…!

Bu  gök  cisminde  de  olduğu  gibi, uzayda  yolculuk  yapan  cisimler karşılaştıkları büyük  kütleli  cisimlerin  gravitasyon  kuvvetinden   etkilendiklerinden,  yörüngelerinde  önemli  değişimler  olabilmekte… Nitekim,  bu  gök  cismi, Güneşin  yakınından  geçerken, yörüngesi  neredeyse 60  derece  saptı… Bu  sebeple,  geriye  doğru  iz  sürerek, bu  gök  cisimlerinin  geldiği  kaynağı  belirlemek oldukça  zor  bir  işlem…

Yine de,  yaptıkları  hesaplamalar  sonunda  astronomlar,  bu  gök  cisminin Lyra   takımyıldızı  yönünden  geldiğini söylemekte…

Son  bir  araştırmaya  göre,  bu  gök  cisminin  bir  Beyaz  Cüce (White  Dwarf) sisteminden  gelmiş  olması  olası…!

Beyaz  Cüceler “ölü  yıldız”  olarak  nitelenmekte… Bu  sitedeki  yazılarda  bu  gök  cisimlerini  “yıldızın  ikinci  yaşamı”  olarak  nitelemekteyiz… Bir  “ölü  yıldızı”   hiçbir  aktivitesi  olmayan / kalmamış  bir  gök  cismi  olarak  algıladığımız  için…

Kısaca  özetlersek, Beyaz  Cüceler, başlangıçta  Güneş benzeri olup   yakıtını  büyük  ölçüde  tükettikten  sonra  şişerek  bir Kızıl  Deve  dönüşen, daha  sonra, dış  katmanlarını uzaya saçtıktan (blow off) sonra geride Dünya-büyüklüğünde, çok  yoğun  ve  sıcak bir kütle  bırakan  yıldızlar… Çekirdeğindeki  nükleer  reaksiyonun  sürdürülmesi  açısından  bakıldığında  bu  gök  cisimleri “ölü”  olarak  nitelenebilir…Ancak, bunlar  mevcut  iç  ısılarıyla,  hâlâ  ışımakta…

Astronomlar, gezegenleri  olan  ve  böyle  bir  süreci  yaşayan  bir  yıldızın  gezegenlerinin  bu  süreçten  sağ  olarak  çıkabileceğini  hesaplamakta… Bu  gezegenler, sistem  içindeki  diğer  asteroidlerle  gravitasyonel  olarak  etkileşerek, bunların  bir kısmını    yıldıza  yakın  bir  konuma  iterken, çok daha büyük  bir  kısmını uzay  boşluğuna  saçabilir…

Araştırmacılar, Oumuamua’nın  bir  Beyaz  Cücenin  yörüngesinden  uzaya  fırlatılmış  bir gök  cismi  olmasını  olası  görüyor…

 

 

 

Yararlanılan Kaynaklar:

http://www.syfy.com/syfywire/did-our-first-known-interstellar-visitor-come-from-a-dead-star