(*)”Taşıt Sürücüleri”nin öncelikli görevi …? (The primary task of the “Drivers”…?)

Su-27-fighter-jet-crashSU-27

“Airkule.com”da  12 Haziran 2016 tarihinde  yayımlanan  bir  yazı ilgimizi  çekti… “Oruç  tutma”  ile   ilgili  olan  bu  yazı, şahsen  tanıdığım, değerli  yazarının  izniyle,   aşağıda  bilginize  sunulmuştur…

Biz,  bu konunun “uçuş / seyahat  emniyeti”  yönüyle  ilgiliyiz… Haziran 2016’da,  gündemi  geniş  şekilde işgal  etmekte  olan  “futbol  ile  ilişkili  yönü”  ilgi  sahamızın  biraz  dışında…!

*

“EURO-2016 FUTBOL TURNUVASINDA MESUT ÖZİL ORUÇ TUTMAYACAK

Prof. Dr. Muzaffer Çetingüç

12 Haziran 2016 Pazar   

Ramazan aylarında, “oruç detokstur, mide ve karaciğeri dinlendirir, uzman doktorlar da tavsiye ediyor…” gibi söylemler sıkça tekrarlanır. Mutlu Tönbekici şöyle yazmıştı: “Dîni vecibeleri övmek için bu gibi sözde bilimsel bir takım gerekçeler sunmak kadar dine aykırı başka bir şey var mı bilmiyorum… Oruç tutan herkes bilir ki, 16 saat su içmeyen bir beden serseme döner, hele beyin iyice biter. Akşama doğru mantıklı düşünmek imkânsız hale gelir. Yani daha sonrasında oruç tuttuğumuz için zihnimiz mutlu olabilir ama bedenimiz oruçla mutlu olmuyor… Oruç eziyetli bir ibadettir” (1). Gerçekten de orucu ‘sağlık için çok yararlı olduğu’ argümanına yaslanmadan, dinsel bir vecibe olarak görüp doğru bir eksene oturtmak ve dinen de onaylanmış ‘oruç tutmamanın makul olduğu durumları’ dikkate almak gerekiyor.

Oruç tutmasının önünde mesleki ve tıbbi engel olmayanlar için, bir ibadeti yerine getirmek ve manevi arınma ve huzur elde etmek için Ramazan ayı en iyi fırsatı sunar. Ayrıca, fakirlik ve açlık yaşayan insanlarla empati kurmanın daha etkili bir yolu olmadığına; oruç sürecinde herkesin bencillikten sıyrılıp biraz daha diğerkâm olabileceğine inanıyoruz. Ama diğer taraftan bir uçuş doktoru olarak da, tüm kritik işler yapan insanların (devlet adamı, asker, doktor, hakim, veznedar, uzun yol şoförü, pilot, hava trafik kontrolörü, uçak bakım teknisyeni, vs.) görev günlerinde oruç tutmamaları gerektiğini düşünüyoruz. Oruçlu kafayla yapılabilecek hataların faturasını başka masum insanların canlarıyla ödememeleri için bunun Allah indinde bir günahı olmadığını ilahiyat profesörleri de teyit etmektedir (2).

Oruç tutan insanların tıbbi ve psikolojik durumlarında gözlenebilecek değişimler şöylece özetlenebilir:

Olumlu yönler: Oruç bir tür çilecilik (asceticism) yaşantısıdır. Bu sadece mistik güdülerle olmayabilir; politik, askeri, sportif, sağlık gibi idealist nedenlerle de açlık, susuzluk, eziyet, mahrumiyet ve hatta ölüm göze alınabilir. Bireyler bir süreliğine fiziksel (yeme-içme, cinsellik) ve psikososyal ihtiyaçlarını bastırdıklarında (self-denial) ruhen yükseldiklerini hissederler. Dünyevi hazlardan feragat etme, azla yetinme, acı çekerek nefs terbiyesi yapma (riyazet) veya kefaret ödeyerek günahlardan arınma tutumları başka dinlerde de (Hinduizm, Budizm, Musevilik, Hıristiyanlık) vardır (3). Tanrıyla yakınlaşma, huşû, derin düşünce veya meditasyon modundaki (namaz, sema veya yogadaki) insanların yaşadığı manevi huzur, psikoterapi gibidir. Oruç sırasında böyle bir disosiasyon söz konusu olmasa da; bazı insanları yaşamın anlamı, dünyevi hırslar, anlamsız çekişmeler, haksızlıklar, sömürü, vs. üzerinde düşünmeye ve ‘iyi insan’ olmaya yönlendirebilir. Gerçekten de oruç sürecinde bazı kişilerin çok pozitif (olgunca, hoşgörülü, affedici, sevecen, yardımsever) davrandıkları görülür.

Tıbbi sorunlar: 2016 yılı gibi yaza denk gelen Ramazan aylarındaki oruç periyodunda günlük sıvı alımı azalmasına bağlı ‘dehidrasyon’ yaşanması, bunun da bazı durumlarda (böbrek ve karaciğer yetmezliği, tiroid hastalıkları, hipotansiyon, ishal, böbrek taşı, mide ülseri, anemi, astım, alerji, kanser, gebelik, vs.) ciddi sonuçları olabileceği bilinir. 16-18 saat süreyle kanı sulandıran, şeker düzeyini kontrol eden, nefes açan, tansiyonu, kalp ritmini ve hormonları dengeleyen ve epilepsi nöbetini önleyen ilaçlarını kullanamayacak olan diyabet, hipertansiyon, kalp hastalığı, ritim bozukluğu, pıhtılaşma ve tromboz riski olan hastaların tıbbi durumlarının bozulması kaçınılmazdır. 

Psikolojik, psikiyatrik, bilişsel bozulmalar: Uyku bölünmesi ve uzamış açlık-susuzluk nedeniyle dikkat, bellek, konsantrasyon bozuklukları olasıdır. Tütün bağımlısı olanlarda benzer sonuçlar getiren yoksunluk tabloları görülebilir. Panik atak, depresyon, mani, şizofreni, obsesyon, anksiyete, öfke kontrol bozukluğu ve demans gibi psikiyatrik hastalıklarda da gün boyu ilaç kullanamama nedeniyle alevlenmeler olabilir. Bazı insanların açlık, susuzluk ve nikotin eksikliğine bağlı olarak tahammülsüzlük, agresiflik sinirlilik tutumları artabilir. Bu kişilerde psikomotor beceri zafiyeti, performans ve verim azalması, hata ve kaza oranlarında artışlar gözlenir. Özellikle öğlenden iftar saatine kadar olan periyodda trafik ve iş kazalarındaki artışlara dair İslam ülkelerinden gelen istatistikler vardır (2).

Mesut Özil’in umre ve oruç hikâyesi: Türk asıllı Alman futbolcu bu yıl Mayıs ayında umreye gitti. Irkçı ve islamofobik aşırı sağcı Alman basını veryansın etti. Bir yandan Türkiye’ye demokrasi, soykırım ve insan hakları dersleri vermeye çalışırken, diğer yandan Müslümanların hepsini teröre ve şiddete yatkın, kadınları ezen, çağdışı insanlar olarak gören basın, Almanya doğumlu ve tutucu imajı olmayan bir vatandaşının bir dini vecibe olarak umreye gitmesini bile içine sindiremedi… Gazeteciler, Alman milli takımında oynayan Mesut Özil’e, ramazan ayına denk gelen Euro 2016 maçları sürecinde oruç tutup tutmayacağını sordular. Yanıtı, ‘doktorunun buna izin vermediği’ şeklinde idi… Yani, mahalle baskılarına göğüs gerecek kadar dinine bağlı, ama profesyonelliğinin gereği olarak kritik bir sportif turnuvada performansını azaltacağı kaygısıyla oruç tutmayacak kadar seküler bir davranış… Mesut Özil’i bu örnek tutumundan dolayı tebrik ediyoruz.

Sonsöz: Askeri ve sivil havacılığımızda yaşamsal misyonlar yüklenen pilot, havatrafik kontrolörü ve teknik-bakım ekiplerinin performansı futbolculardan daha önemsiz değildir.

Kaynaklar:

(1) Mutlu Tönbekici. Vatan Gazetesi-21 Ağustos 2009.

(2) http://airkule.com/yazar/baslik/792

(3) Jarvis WT. Fasting. http://www.ncahf.org/articles/e-i/fasting.html

*

Öncelikle,  bir   hususu  belirtelim: Havacılık  Basınında  son  günlerde  tartışılan bir  konu: Pilotlar “Taşıt  Sürücüsü”…mü ?  Konunun  ayrıntısını  merek  edenler, yazının  sonunda  verilen  kaynaktan  başlayarak,  araştırabilir…

Bu  yazının  girişinde  de  belirtildiği  üzere, bizi “öncelikle”  ilgilendiren  konu  “yolcu  emniyeti”… İster  uçak  yolcusu, isterse diğer  taşıt  yolcusu  olsun…!

Pilotlar  başta  olmak  üzere,  taşımacılıkta  görev  alan,  tüm  sürücülerin, yerine  getirdikleri  bu  görev  kapsamında, arkalarında  oturanlara  ve  çevresindekilere  karşı  “yol /yolcu  emniyeti” hususunda  büyük  bir sorumlulukları  mevcuttur …!

Hiç  bir  kişisel mazeret (veya  tercih)   bu  kişilerin “görevlerini aksatma  hakkını”  kendilerine  veremez…! (Şüphesiz, bu  değerlendirmemiz  görevini, bilerek veya  bilmeyerek,   riske  atanlar  için…!)

Bu  sitede  de  konu  edildiği  üzere,  birkaç  gün  önce, Rusya’da  bir (SU-27) askeri akrobasi (hava  gösterisi)  uçağı  düşmüş,  pilot  hayatını  kaybetmişti…  Bazı  basında,  dün  yer  alan  bir  habere  göre, bu  kazanın,  Pilotun  uçuş  esnasında  “felç  geçirmiş  olmasından”  kaynaklandığı,  söyleniyor…

Yetkililerin  bu  konudaki  açıklaması  doğru  da  olabilir …  saptırma  da…!  Bir  an  için  doğru  olduğunu varsayarsak,  Pilotun  böyle  bir  rahatsızlık  geçirebilmesi  için,  bazı  hususların  önceki  muayenelerinde  belirlenmiş  olması gerekirdi…!  Bir  “gösteri  pilotu”nun   çok  ama  çok  sıkı  sağlık  kontrollarından  geçiyor  olması  gerekir…!  Ancak, son  yıllarda  meydana  gelen   “uçuş  gösterisi  kazaları”na  bakıldığında… “evet,  aynen  öyle  yapılıyor”  demek   hiç  de  kolay  değil…!

Daha  birkaç  gün  önce, okul  gezisine  giden  bir  otobüs (midibüs)  Adana taraflarında, bir  akarsuya   yuvarlandı… Bu  kazada, yarıya  yakını  öğrenci  olmak  üzere, 15  kişi  hayatını  kaybetti…!  Öğrenci  taşıyan  bir  sürücü  kullandığı  aracın  kontrolunu,   bu  kadar “kolay”  şekilde  nasıl  kaybeder…?  Hatalı  olan…neydi…?

Bu “taşıt  sürücüleri”  ne  seviyede  denetleniyor…?  Doktorundan…  günlük  görevlendirenlere  kadar,  herkes  “şapkasını”  önüne  koyup  düşünmeli…!

Unutmayalım…  çocuklar  kendi  hakkını  koruyamaz…

“Yaşama   hakkı”nı…!

 

 

Yararlanılan Kaynaklar:

http://www.airkule.com/yazar/EURO-2016-FUTBOL-TURNUVASINDA-MESUT-OZIL-ORUC-TUTMAYACAK/1121

http://www.airporthaber.com/havacilik-haberleri/talpadan-sert-aciklama.html

http://tr.sputniknews.com/rusya/20160612/1023310673/moskova-su27-ucak-pilot-felc.html

http://www.cnnturk.com/turkiye/ogrenci-otobusu-sulama-kanalina-devrildi-7-ogrenci-oldu