Güneş Sistemi oluşumunun “kayıp” maddesi bulundu…! (Unstable heavy element missing from solar system formation found…!)

 ceramic-like-refrac

“Curium”  içeren  göktaşı

(Kaynak: Origins Lab, University of Chicago/spacedaily.com)

“Spacedaily.com”da  7 Mart 2016  tarihinde  yayımlanan  bir  habere  göre, var  olduğu  35  yıldır  ileri  sürülen  ancak ispatlanamayan, kayıp”  madde   “Curium”un  varlığı  sonunda  kanıtlandı…

Şikago  Üniversitesindeki  bilim  insanları, bir  meteorit  üzerinde  yaptıkları  incelemeler  sonunda, Güneş  Sisteminin  oluştuğu  dönemde  varolduğu  düşünülen “Cirium”  elementinin  izotobunun  bir   göktaşı  içinde  mevcut  olduğunu  belirlediler.

Gerçekleştirilen  Uranyum İzotobu  analizinden, göktaşı  içindeki pembe  renkli mineralin (inclusion) 4.5  milyar  yıl  yaşında  olduğu belirlendi…

Gezegenbilimcilere  göre, “Curium” mevcut  en  ağır  elementlerden  biri… Tüm  izotopları rayoaktif (kararsız )  olduğundan, doğal  olarak oluşan  bir  element  değil…

“Curium”, 1944’te,  Glenn  Seaborg  ve Kaliforniya  Üniversitesindeki  (Berkeley)  çalışma  arkadaşlarının  Plütonyum  atomunu alfa  parçacıklarıyla (Helyum  çekirdekleri) bombardımanı  esnasında  elde  edilmişti..!  Adı, bilim  insanı  Marie  Curie’den  geliyor… İzotop  Curium-242’nin  yarılanma  ömrü 162  gün…

Curium  bugün  ya  nükleer  patlamalarda  yan  ürün  olarak  ortaya  çıkıyor  ya  da  laboratuvarda  sentezlenebiliyor… Güneş  Sisteminin  oluşum  evresinde, Currium’un Süpernova  patlamalarıyla  ortaya  çıkmış  olduğu  düşünülüyor…

Curium’un  en  uzun  ömürlü  izotobu  olan   “247Cm”, zamanla,  Uranyumun  izotobu    “235U”ya  dönüşüyor… Bu  sebeple, “247Cm”nin  mevcut  olduğu  dönemde  oluşan  bir  uzay  kayasının , 247Cm’nin  bozunmasından  sonraki  dönemde  oluşmuş  bir  kayaya  kıyasla, daha  fazla 247Cm  ihtiva  etmesi  gerekir…  Eğer  bilim  insanları  bu  iki (varsayılan) minerali bugün  analiz  ederlerse, eski  (daha  yaşlı) mineralin   genç  minerale  kıyasla, daha  fazla 235U  ihtiva  ettiğini  belirlemeleri  gerekirdi…  Yine  de, bilim  insanları, 247Cm’nin Güneş  Sisteminin ilk  döneminde  var  olma  olasılığını 35  yıldır  tartışmaktaydı…!

1980’li yıllarda  gerçekleştirilen  ilk araştırmalarda, incelenen  meteoritlerde 235U’dan  bol  miktarda  bulunduğu  belirlendi…Bu  durum  üzerine,  Güneş  Sisteminin  ilk  olarak  oluştuğu  ortamda “Curium”un  bol  miktarda  mevcut  olduğu  sonucuna  varıldı…

Daha  sonraki  dönemde  gerçekleştirilen  araştırmalarda, bu  ilk  araştırmalarda  varılan  sonuçların  yanıltıcı (spurious)  olduğu  sonucuna  varıldı…!  Curium,  Güneş  Sisteminin  ilk  oluşum  döneminde   mevcut  olsa  da, çok  düşük  miktarda  mevcut  olmalıydı…Bu  çok  küçük  oranın  gelişmiş  teknoloji  araçlarıyla  bile tespiti  mümkün  olamazdı…

Bilim  insanları, 235U’daki  çok  küçük miktar  artışını  belirleyebilmek amacıyla,  daha  yüksek-performanslı  ölçüm  araçlarının  geliştirilebilmesi  için, 2010  yılına  kadar  beklemek  zorunda  kaldı…

Bilim  insanlarının geliştirdiği  modeller, Curium Güneş  Sisteminin  erken  döneminde eğer  mevcutsa,  çok  az  miktarda  mevcut  olabileceğini  öngörmekteydi…! Bu  sebeple, 247Cm’nin  bozunması  sonunda  ortaya  çıkacak   fazla  235U’nun, bol  miktarda  doğal  uranyum  barındıran minerallerde  dahi gözlenmesi (belirlenmesi)  mümkün  olamayacaktı… İçinde  çok  miktarda  Curium, fakat,  çok  az  miktarda Uranyum  bulunan  mineral  bulmak  gerekiyordu…!

Araştırmacıların  incelediği  meteorit   minerali  “Curious Marie”de  yüzde  altı  oranında  daha  fazla 235U’nun  mevcut  olduğu  belirlendi…  Bu  fazlalık  ancak 247CM’nin  Güneş  Sisteminin  erken  döneminde   mevcut  olduğuna  yorulabilirdi…

Araştırmacılar, incelenen mineraldeki  Curium   miktarıyla,  Iodine-129  ve Plutonyum-244  miktarını  kıyasladıklarında, bu  her  üç  izotobun  da yıldızlardaki  tek  bir  süreç  içinde  ortaya  çıkmış  olması  gerektiği  sonucuna  vardılar…

Bu  bulgu,  yıldızların  ölüm  sürecinde sentezlenmesini sağladıkları  ağır elementler  aynı  süreç  içinde  ortaya  çıktığı  anlamına  geliyor……   Bilim  insanları,  bu  araştırmadan  önce  farklı  düşünmekteydi…!

Bu  bulgu, altın  gibi    elementlerin  nasıl  sentezlendiğini  anlama  yolunda, yıldızların çekirdek  sentezleri  ve gökada-kimyasal  evrim modellerinin   geliştirilmesini  gerektirecek…

Yararlanılan Kaynak:

http://www.spacedaily.com/reports/Cosmochemists_find_evidence_for_unstable_heavy_element_at_solar_system_formation_999.html (Unstable  heavy element  missing from   solar system formation  found…!)

 

 

Kaynak: Origins Lab, University of Chicago/spacedaily.com)

“Spacedaily.com”da  7 Mart 2016  tarihinde  yayımlanan  bir  habere  göre, varlığı 35  yıldır  ileri  sürülen  ancak ispatlanamayan   “kayıp”  madde   “Currium”un  varlığı  sonunda  kanıtlandı…

Şikago  Üniversitesindeki  bilim  insanları, br  meteorit  üzerinde  yaptıkları  incelemeler  sonunda, Güneş  Sisteminin  oluştuğu  dönemde  var  olan “Cirium”  elementinin  izotobunun  bu  göktaşı  içinde  mevcut  olduğunu  belirlediler.

Gerçekleştirilen  Uranyum İzotobu  analizinden, göktaşı  içindeki pembe  renkli mineralin (inclusion) 4.5  milyar  yıl  yaşında  olduğu belirlendi…

Gezegenbilimcilere  göre, “Curium” mevcut  en  ağır  elementlerden  biri… Tüm  izotopları rayoaktif (kararsız )  olduğundan, doğal  olarak oluşan  bir  element  değil…

“Curium”, 1944’te,  Glenn  Seaborg  ve Kaliforniya  Üniversitesindeki  (Berkeley)  çalışma  arkadaşlarının  Plütonyum  atomunu alfa  parçacıklarıyla (Helyum  çekirdekleri) bombardımanı  esnasında  elde  edilmişti..!  Adı, bilim  insanı  Marie  Curie’den  geliyor… İzotop  Curium-242’nin  yarılanma  ömrü 162  gün…

Curium  bugün  ya  nükleer  patlamalarda  yan  ürün  olarak  ortaya  çıkıyor  ya  da  laboratuvarda  sentezlenebiliyor… Güneş  Sisteminin  oluşum  evresinde, Cırium’un Süpernova  patlamalarıyla  ortaya  çıkmış  olduğu  düşünülüyor…

Curium’un  en  uzun  ömürlü  izotobu  olan   “247Cm”, zamanla,  Uranyumun  izotobu    “235U”ya  dönüşüyor… Bu  sebeple, “247Cm”nin  mevcut  olduğu  dönemde  oluşan  bir  uzay  kayasının , 247Cm’nin  bozunmasından  sonraki  dönemde  oluşmuş  bir  kayaya  kıyasla, daha  fazla 247Cm  ihtiva  etmesi  gerekir…  Eğer  bilim  insanları  bu  iki (varsayılan) minerali bugün  analiz  ederlerse, eski  (daha  yaşlı) mineralin   genç  minerale  kıyasla, daha  fazla 235U  ihtiva  ettiğini  belirlemeleri  gerekirdi…  Yine  de, bilim  insanları, 247Cm’nin Güneş  Sisteminin ilk  döneminde  var  olma  olasılığını 35  yıldır  tartışmaktaydı…!

1980’li yıllarda  gerçekleştirilen  ilk araştırmalarda, incelenen  meteoritlerde 235U’dan  bol  miktarda  bulunduğu  belirlendi…Bu  durum  üzerine,  Güneş  Sisteminin  ilk  olarak  oluştuğu  ortamda “Curium”un  bol  miktarda  mevcut  olduğu  sonucuna  varıldı…

Daha  sonraki  dönemde  gerçekleştirilen  araştırmalarda, bu  ilk  araştırmalarda  varışan  sonuçlar yanıltıcı (spurious)  olabilirdi…!  Curium,  Güneş  Sisteminin  ilk  oluşum  döneminde   mevcut  olsa  da çok  düşük  miktarda  mevcut  olmalıydı…Gelişmiş  teknoloji  araçlarıyla  bile tespiti  mümkün  olamazdı…

Bilim  insanları, 235U’daki  çok  küçük miktar  arışını  belirleyebilmek amacıyla,  daha  yüksek-performanslı  ölçüm  araçlarının  geliştirilebilmesi  için, 2010  yılına  kadar  beklemek  zorunda  kaldı…

Bilim  insanlarının geliştirdiği  modeller, Currium  Güneş  Sisteminin  erken  döneminde, eğer  mevcutsa,  çok  az  miktarda  mevcut  olabileceğini  öngörmekteydi…! Bu  sebeple, 247Cm’nin  bozunması  sonunda  ortaya  çıkacak   fazla  235U’nun, bol  miktarda  doğal  uranyum  barındıran minerallerde  dahi gözlenmesi (belirlenmesi)  mümkün  olamayacaktı… İçinde  çok  miktarda  Currium, fakat,  çok  az  mikAraştırmacıların  incelediği mineral  örneği tarda Uranyum  bulunan  mineral  bulmak  gerekiyordu…!

Araştırmacıların  incelediği  meteorit   minerali  “Curious Marie”de  yüzde  altı  oranında  daha  fazla 235U’nun  mevcut  olduğu  belirlendi…  Bu  fazlalık  ancak 247CM’nin  Güneş  Sisteminin  erken  döneminde   mevcut  olduğuna  yorulabilirdi…

Araştırmacılar, incelenen mineraldeki  Curium   miktarıyla,  Iodine-129  ve Plutonyum-244  miktarını  kıyasladıklarında, bu  her  üç  izotobun  da yıldızlardaki  tek  bir  süreç  içinde  ortaya  çıkmış  olması  gerektiği  sonucuna  vardılar…

Bu  bulgu,  yıldızların  ölüm  sürecinde sentezlenmesini sağladıkları  ağır elementler  aynı  süreç  içinde  ortaya  çıktığı  anlamına  geliyor……   Bilim  insanları,  bu  araştırmadan  önce  farklı  düşünmekteydi…!

Bu  bulgu,altın  gibi    elementlerin  nasıl  sentezlendiğini  anlama  yolunda, yıldızların çekirdek  sentezleri  ve göka-kimyasal  evrim modellerinin   geliştirilmesin  gerektirecek…

Yararlanılan Kaynak:

http://www.spacedaily.com/reports/Cosmochemists_find_evidence_for_unstable_heavy_element_at_solar_system_formation_999.html

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s