Lovejoy’da “0.45 promil” (!) alkol belirlendi…! (Lovejoy has “0.45 promil” (!) alcohol…)

 C2014_Q2

Lovejoy   (C/2014 Q2)

(Kaynak: Wikipedia)

Bilim  insanları  kuyrukluyıldızlar  ve  asteroidlerle  taşınan  organik  molekillerin Dünyadaki yaşamın  başlamasına  katkıda bulunduğunu  uzun  zamandır  ileri  sürmekteydi…  Lovejoy  (C/2014 Q2) da  dahil  olmak  üzere, kuyrukluyıldızlarda  bugüne  kadar varlığı belirlenen  organik  molekiller bu  tezi  destekler  nitelikte… Araştırmacılar, kuyrukluyıldızlarda belirlenen  bu  karmaşık  moleküllerin Dünyada  yaşamın  ortaya  çıkmasında  gerekli  olan  kaynağı  sağladığını  düşünüyor…

Spacedaily.com’da  24 Ekim  2015 tarihinde  yayımlanan  bir  habere  göre,  NASA  ve  uluslararası  araştırmacıların  yer  aldığı  bir  bilim-grubu  kuyrukluyıldız  Lovejoy’un (C/2014 Q2)  gaz  kuyruğunda  “etil  alkol”ün  (ethyl  alcohol)  ve  basit  bir  şeker  olan  “glikoaldehit”in (glycolaldehyde) mevcut  olduğunu  belirledi…!   Böylece, içeceklerde  de  mevcut  olan  etil  alkolün  bir  kuyrukluyıldızda  varlığı  ilk  defa  belirlenmiş  oldu…Araştırmacılar,  ayrıca,  bu  gök  cisminde diğer yirmibir  farklı organik  molekülün  de  mevcut  olduğu  sonucuna  vardı…

Araştırmacılar, 3.8  Milyar  yıl  önce  iç  Güneş  sisteminin  maruz  kaldığı  “Geç Dönem  Ağır  Bombardımanı”nda (Late  Heavy  Bombardment),  Dünyadaki  yaşamın  sadece  su, karbondioksit  ve  nitrojen  gibi   basit  moleküller  ile ortaya  çıkmadığını, bu  dönemde  ortaya  çıkan  yaşamın  çok  daha  karmaşık  moleküllerden  oluştuğunu  düşünüyor…

Kuyrukluyıldızlar   Dünyanın  erken  dönem  kimyasını  karmaşık  hale  getirerek, protein  ve  DNA  gibi, daha  karmaşık “yapı-taşları”nın  (building-block)  oluşmasını  sağladı…!    

Kuyrukluyıldızlar  Güneş  Sisteminin  ilk  oluşum  evresinden  kalan  ve Güneş  Sisteminin  oluşumuna  dair  izler  taşıyan,  donmuş  gök  cisimleri… Büyük  çoğunluğu  hayatını  Güneşten  oldukça  uzaktaki  çok soğuk  ortamda  sürdürmekte… Ancak,  bazı  durumlarda, maruz  kaldıkları  kütleçekimi  etkisiyle,  bu  kararlı  yörüngelerinden  ayrılarak  Güneşe  doğru  yönelirler… Güneşe  yaklaştıkça  ısınan  bu  gök cisimlerinin  yüzeyindeki  buz  çözünerek,  içine  hapsettiği gaz  ve  tozları  uzaya  salar… Bilim  insanları  da,  açığa çıkan  bu  gazları  analiz  ederek, kuyrukluyıldızların  bünyelerinde  bulunan  maddeleri belirler…

Kuyrukluyıldız Lovejoy (C/2014 Q2),   1997  yılında  gözlenen kuyrukluyıldız  Hale-Bopp’tan  sonra,   gözlenen  en  parlak  kuyrukluyıldız  oldu…

2015  yılı  başında  Güneşin  etrafından  dolanan  bu  gök  cisminin, uzaya   saniyede  20  ton  su   (buzu) püskürdüğü  belirlendi… Bu  gözlem  ve  ölçümler  Ispanya’daki  Sierra  Nevada Dağında  bulunan teleskop  kullanılarak gerçekleştirildi…  30  metre  çapındaki   Pico  Valeta  Radyo  Teleskobunu  kullanan  araştırmacılar, mikrodalga  spektrumunda  yaptıkları  ölçümlerle   Lovejoy’un “alkol  almış  olduğunu”(!)  da  belirlediler…

Lovejoy, aktivitesinin  maksimuma  ulaştığı  dönemlerde, saniyede,  beşyüz  şişe  şarabın  içinde mevcut  olan  miktarda  (83  ml  kadar) etil  alkol  püskürmekteydi…

Kuyrukluyıldızın  atmoferinde  bulunan  moleküller  Güneş  ışığı  tarafından  enerjilendiklerinde belirli   mikrodalga  frekanslarında (renkte)  ışıma  gerçekleştirirler… Teleskobun  üzerindeki  dedektörler belirli  ferekansta  ışıyan (signature  frequency)  bu  maddelerin  teşhisini  sağlar…

Philae aracı da, kuyrukluyıldız 67P/C-G’ye  Temmuz  2015’te  inişi  sırasında, bu  gök  cisminde 16  değişik organik  bileşiğin  varlığını  belirlemişti… (Bu  yolculuk  bu  sitede  detaylı  olarak kapsanmıştı…)

Astronomlar  kuyrukluyıldızların Güneş  Sistemini  oluşturan  gaz  ve  toz bulutlarından  kalıntılar  taşıdığını  düşünüyor… Süpernova  olarak  patlayan yıldızlar  ve  kızıl  dev  yıldızların ömrünün  son  döneminde  oluşturdukları  rüzgarlar  büyük  gaz  ve  toz  bulutları oluşturdu… Yıldız  rüzgarlarının  sebep  olduğu  şok  dalgaları bu  gaz/toz  bulutlarını  sıkıştırarak, kendi  kütleçekimleri  altında  çökmelerini sağladı  ve  yeni yıldızlar ile   gezegenlerin  oluşumunu başlattı…

Bu  toz/gaz  bulutları  çok  sayıda  toz  taneleri  barındırır… Soğuk  ortamda, karbondioksit, su ve diğer  gazlar, soğuk ve  nemli havada arabanın  camında biriken  buz  parçacıkları  gibi,  bu  toz  tanelerinin  yüzeyine  yapışır…

Uzay  ortamındaki radyasyon, tozların  üzerindeki  bu  buz  tabakasında kimyasal  reaksiyonları  tetikleyerek, karmaşık  organik  moleküllerinin  oluşumunu  sağlar…

Bu  buzlu madde  taneciklerinin  bir  kısmı  sonunda, Dünyaya  da  çarparak  organik molekülleri  transfer  edecek   kuyrukluyıldız  ve  asteroidleri oluşturdu…

Yararlanılan  Kaynaklar:

http://www.spacedaily.com/reports/Comet_Lovejoy_found_to_emit_alcohol_sugar_into_space_999.html

http://www.spacedaily.com/reports/Researchers_catch_Comet_Lovejoy_giving_away_alcohol_999.html

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s